EĞİTİME DAİR
Bir ülkenin refah ve gelişmişlik düzeyine
bakarak rahatlıkla eğitim düzeyini yahut da o ülkede eğitime ne kadar önem
verildiğini anlayabiliriz. Eğitim, kitaplar ve bilgi geleceğe tutulan bir
meşaledir. Eğitimsiz, bilgisiz kalmış ve okumayı marifet olarak gören bir toplumdan
önünü görebilmesini, geleceğini çizmesini beklemek saçmalıktan başka hiçbir şey
değildir. Yalnız bu, “her sokak başına kütüphane dikilmelidir” anlamına gelmez.
O ülkedeki okuma ve öğrenme isteği kütüphane sayılarına göre değil
kütüphanelerin doluluk seviyesine göre değişir. Geçen yıl verilerine göre ülkemizde
kitap okuma oranı %41.9 iken televizyon izleme oranı %93,3 olarak kayıtlara
geçmektedir. Aslında bu verileri vermem bile bu yazının amacına ulaşması,
insanların kendini geliştirme çabasının olmayışını ve bilgiye nasıl da önem
vermediğimizi göstermek için epey yeterli.
“Eğitim kıvılcımla ateş yakmaktır boş bir
kabı doldurmak değildir” der Sokrates. Eğer bizim de amacımız boş kalmış,
bilgiye aç beyinleri doldurmanın aksine, onların öğrenen, uygulayan ve esasını
doğru oturtturup işleyebilen insanlar olmasını sağlamaksa kitap okuma oranını
arttırmak elbette ki şarttır. Kitaplar, gökyüzündeki kuşlar gibidir, bizim
bilgiye ve geleceğe kanat çırpmamıza yardımcı olur. Peki soruyorum bize,
soruyorum bu karanlık tüketici topluma: Bizler kanatları olan ama uçmayı bir
türlü beceremeyen kuşlar yetiştirmeyi mi yeğleriz?
Şimdi hepimiz bu sorunun cevabını çevresinde
değil önce kendinde, anlayış kabiliyetinde arasın. Çünkü hepimizin hem kendine
hem topluma hem de gelecek nesillere karşı sorumlulukları var. Biz de gelecek
nesillere televizyon programlarıyla değil kitaplarımızla örnek olacak ve iz
bırakacağız.
Yazar: Sinem Demirer
Blog
yazılarım ve daha fazlası için;
İnstagram: @graphomaniablog

👏👏👏
YanıtlaSilBence başarılı bir yazı 👏👏
YanıtlaSilTeşekkür ederim, devamı gelecek <3
Sil👍👍👍👍👍
YanıtlaSil