Ana içeriğe atla
                                                       
HARABEYE DÖNEN BİR EĞİTİM SİSTEMİ
Eğitime Dair II

Yeri geldiğinde,  “Bu sıralarda geleceğin müzisyenleri, yazarları, sporcuları, mühendisleri oturuyor.” diye nutuk atmak en kolayı olsa da gerçekten kimin neye ilgisi olduğunun bu ülkede bir önemi olmadığının farkındayız. Koca bir robot ordusu yetiştirmeyi hedefleyip görüş ve isteklerimizi eğitim sistemimizin inisiyatifine, iki sınav sonucuna bıraktığınızı görmek çok da zor olmasa gerek. Bu devasa ihmaller zincirinden oluşan eğitim demagojinizin tetiklediği sorunlardan biri de işsizlik. 

        Birçok gencin, umut ışığımızın, eğitim sisteminin dayattığı fikirlerin esiri olarak harcanması kabul edilemez ve de yok sayılamaz. Ayrıca öğrencilerin mesleklerini iki sınava bağlayarak sınav sonucuna göre gençlerin hayatının şekil aldığı bir düzende öğrencilerin mutsuzluğundan şikâyet etmek, şuursuzluktan, sorumsuzluktan başkası değildir. Öğrencinin mutsuzluğunun temeline inip sebepler ve şartlar değiştirilmediği sürece maalesef hepimiz sistemin kölesi olmaya mecburuz. Bu ülkede doğru düzgün sanatçı yetiştiremememizin en temel nedeni düzensiz sınav sistemi ve beceri temelli ders yoksunluğumuzdan kaynaklıdır. Hepimizin de bildiği gibi, eğitim sisteminin denek misali kullandığı öğrencilerin çoğu, istediği mesleği yapmaktan ziyade ya zorunda kaldığı ya da para getirecek mesleği yeğlemek zorunda kalıyor. Bu da işsizlik problemi yahut gelinen mevkilerde işin iyi yapılmaması gibi mecburiyet ve mutsuzluk odaklı sorunlara yol açıyor. Anlatılanlar distopik bir kitaptan fırlamış gibi gelse de söz edilen, yıllardır birçok umut ışığını söndürüldüğü, gençlere dayattığı acı gerçeklerden oluşan eğitim sistemimizin işleyiş mekanizmasıdır.

        Dikte etme felsefesini benimseyen bu eğitim sistemi daha kaç gencin canını yakacak bilmiyorum ama ne yazık ki sistem değiştirilmediği sürece yüzbinlerce genç esaretle eğitilmeye, harcanmaya devam edecek. Gelecek vaat eden her bir gencin yarınını, umutlarını çaldınız, bu da yetmezmiş gibi mesleklerine de siz karar verdiniz. Bir bina inşa eder gibi kendi zevklerinize göre biçimlendirdiğiniz, şekil verdiğiniz gençlerin kaybolan hayalleri, harabeye dönmüş eğitim sistemimizin acımasız düzeninin içinde tükeniyor.  Korkarım ki bu bozuk düzen böyle devam edecek. Korkarım ki birkaç nesil daha bu felaketten nasibini alacak. Umarım çok geç kalınmadan, daha çok gencin geleceği kaybolmadan önce bu sistemin düzeltilmesi için gerekenler yapılabilir.

Yazar: Sinem Demirer

Blog yazılarım ve çok daha fazlası için İnstagram: graphomaniablog hesabımı takip etmeyi unutmayın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  İSTEYEREK DEĞİL İNANARAK BAŞARIRSIN        İnsana yol gösteren, umut veren düşsel güç şüphesiz yaşanmışlıklardan filizlenen fikirlerdir. Bundan dolayı her ne kadar kişisel gelişim kitapları insanlara bu konuda cazip gelse de hepsinin bahsettiği yegâne konu aslında aynı. “İnsanlar, ‘istersen başarırsın’ kalıbını duymak istiyor” mantığına saptanmak büyük bir sorumsuzluktur. Biraz da gerçeklerden söz edilmeli, Basmakalıp cümlelerden ise gerçekten okuyucunun ruhunun nasıl güç bulacağı göz önünde bulundurulmalı. Benim inancıma göre asıl kişisel gelişim hayattan yani kilometre taşlarımızdan yapılan alıntılardır. İşte sırf bu yüzden uzun süreli sessizliğimi bozuyor ve her zaman yaptığım gibi, yine bana göre yanlış olanı burada gözler önüne seriyorum.       Başarmanın yarısı istemek değildir. Başarmanın birazı inanmak, birazı da azim ve uğraşmaktır. İstemek ve inanmak arasında, ikisini birbirinden ayıran derin bir başarı okyanusu...
    EĞİTİME DAİR                                                                                                    Bir ülkenin refah ve gelişmişlik düzeyine bakarak rahatlıkla eğitim düzeyini yahut da o ülkede eğitime ne kadar önem verildiğini anlayabiliriz. Eğitim, kitaplar ve bilgi geleceğe tutulan bir meşaledir. Eğitimsiz, bilgisiz kalmış ve okumayı marifet olarak gören bir toplumdan önünü görebilmesini, geleceğini çizmesini beklemek saçmalıktan başka hiçbir şey değildir. Yalnız bu, “her sokak başına kütüphane dikilmelidir” anlamına gelmez. O ülkedeki okuma ve öğrenme isteği kütüphane sayılarına göre değil kütüphanelerin doluluk seviyesine göre değişir. Geçen yıl verilerine göre ülkemizde kitap okuma oranı %41.9 iken televizy...