Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
  GELECEK KAYGISI                                                                                            Kaygı;   kelime anlamı kötü sonuç doğacak diye duyulan üzüntü ve tasadır. Eğitim hayatım başladığı günden bu güne dek içimdeki şu gelecek kaygısıyla ben; çevreden gelen baskıları susturmayı değil, içimdeki kaybolmuşluğu günyüzüne çıkartmayı öğrendim. Kaygıları olan bir insan başka ne yapabilirdi ki? İnsanlar önce yetenek ve isteklerine göre değil, dayatılan olgulara göre yaşamaya çalışır ve bunu yapmayı bıraktığı zaman biraz olsun gelecek kaygısı omzundan atılmış bir yük gibi gelir. Fakat önceleri var olan bu gelecek kaygısı, halının altına itilen bir toz misali kaybolmaz sadece artık göz önünde değildir o kadar.    Bizi biz yapan...
    EĞİTİME DAİR                                                                                                    Bir ülkenin refah ve gelişmişlik düzeyine bakarak rahatlıkla eğitim düzeyini yahut da o ülkede eğitime ne kadar önem verildiğini anlayabiliriz. Eğitim, kitaplar ve bilgi geleceğe tutulan bir meşaledir. Eğitimsiz, bilgisiz kalmış ve okumayı marifet olarak gören bir toplumdan önünü görebilmesini, geleceğini çizmesini beklemek saçmalıktan başka hiçbir şey değildir. Yalnız bu, “her sokak başına kütüphane dikilmelidir” anlamına gelmez. O ülkedeki okuma ve öğrenme isteği kütüphane sayılarına göre değil kütüphanelerin doluluk seviyesine göre değişir. Geçen yıl verilerine göre ülkemizde kitap okuma oranı %41.9 iken televizy...
  TOPLUMUN KAVGASI ve ŞİDDET                                                                                Hemen hemen her gün, televizyonlarda, gazetelerde, belki yaşadığımız sokakta ve en yakınımızda sürekli olarak tanık olduğumuz şiddet; artık kanıksanan bir konumda. Gözler önünde her vakit bizlere seyrettiriliyor. Çünkü toplumda kavgaya verilen değer, şiddete harcanan vakit kadar ne kitap okumaya ne de kendimizi geliştirmeye vakit ayırıyoruz. Sırf bu yüzden toplu taşıma araçlarında kitap okuyan birini görmek garipseniyor.    Ben artık ülke adına haberler alabileceğimiz her alanda, toplumun kavgasını ...
  AĞLAYAN TÜRKÇEMİZ                                                                                            Bugün aslında hepimizin kanayan yarası, halkın epey şuursuz biçimde üç maymunu oynadığı bir konuyu ele alacağım. Bugünkü konumuz ağlayan Türkçemiz yahut da kimliğimizi kaybedişimiz.    Türkçemiz; İngilizce, Arapça ve farsça tarafından çok fazla saldırıya uğramış, kimine göre zengin,   kimine göre yozlaşmış bir dildir. Fakat gerçek şu ki zenginlik kendi dilini unutarak başkalarının dilini, kelimelerini ve kültürünü benimsemek ol...

İNSAN OLMAK NEDEN ZOR?

     İNSAN  OLMAK NEDEN ZOR?               Hayatıma bir makalelik kısa bir düşünme molası veriyorum. Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar”  kitabında şöyle bir cümle geçiyordu  “Bize insan olmak, etiyle kemiğiyle canlı bir insan olmak bile zor geliyor”  işte ben de bugün tam bu konuya değinmek istiyorum. Evet, bize etiyle kemiğiyle canlı bir insan olmak neden bu denli zor geliyordu?   Aslında belki de insan olmanın temel adımında başlar zorluk,   yaşamak kaygısı.   Yani yaşamaktır bize insan olmayı zor kılan. İnsanoğlu hep bir şeyleri elde etmek ister ve düşünebildiğindendir ki hep araştırmak, sorgulamak ister. Yaşamın içinde ve ötesinde hep bir beklenti vardır insanın içinde çünkü bir beklentiye, bir sebebe inanmadan yaşayamaz insan. Bu sorunun cevabı , her şey apaçık ortada aslında . Mesele insan olmaksa pekâlâ hepimiz olduk ama mesele burada bitmez. Ben de karar verdim : Bu Sefer...