AĞLAYAN
TÜRKÇEMİZ
Bugün aslında hepimizin kanayan yarası,
halkın epey şuursuz biçimde üç maymunu oynadığı bir konuyu ele alacağım. Bugünkü
konumuz ağlayan Türkçemiz yahut da kimliğimizi kaybedişimiz.
Türkçemiz; İngilizce, Arapça ve farsça
tarafından çok fazla saldırıya uğramış, kimine göre zengin, kimine göre yozlaşmış bir dildir. Fakat
gerçek şu ki zenginlik kendi dilini unutarak başkalarının dilini, kelimelerini
ve kültürünü benimsemek olamaz. Dilimizi korumak yerine yabancı kelimeler
tarafından saldırıya uğramasına göz yummak sorumsuzluktan başka hiçbir şey
değildir. Çok uluslu bir devlet dahi olmayan Türkiye nasıl olur da başka
ülkelerin dilinden, kültüründen etkilenebilir hâlâ anlamış değilim. Dilini
unutan hiçbir millet tarihte kalamaz, varlığını sürdüremez. Anadolu bu şekilde
tamamen yok olmuş ve benliğini kaybetmiş bir yer olmamalıdır. İnanın bu da tamamen
bizim elimizdedir.
Nasıl ki bir insanın tüm varlığı, sahibi
olduğu, sonsuza dek onunla var olan değeri kimliğidir ve onu kaybetmemek için
yaşar, bu vatanın da kimliği Türkçemizdir. Ancak onu kaybetmeyerek
yaşayabiliriz. Belki topraklarımızın değil ama akıllarımızın, dilimizin ve
kimliğimizin işgal altında olduğu gerçeği gözlerden kaçamayacak kadar
ortadadır. Tarihten silinmemek için bu işgale dur demek zorundayız. Yani
özetle, Türk demek Türkçe demektir. Ne mutlu Türküm diyene! Diyebilene…
Yazar:
Sinem Demirer
Blog
yazılarım ve daha fazlası için;
İnstagram: @graphomaniablog

Yorumlar
Yorum Gönder