Ana içeriğe atla

İNSAN OLMAK NEDEN ZOR?

   İNSAN OLMAK NEDEN ZOR?            

Hayatıma bir makalelik kısa bir düşünme molası veriyorum. Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar”  kitabında şöyle bir cümle geçiyordu  “Bize insan olmak, etiyle kemiğiyle canlı bir insan olmak bile zor geliyor”  işte ben de bugün tam bu konuya değinmek istiyorum. Evet, bize etiyle kemiğiyle canlı bir insan olmak neden bu denli zor geliyordu?  Aslında belki de insan olmanın temel adımında başlar zorluk,  yaşamak kaygısı.  Yani yaşamaktır bize insan olmayı zor kılan. İnsanoğlu hep bir şeyleri elde etmek ister ve düşünebildiğindendir ki hep araştırmak, sorgulamak ister. Yaşamın içinde ve ötesinde hep bir beklenti vardır insanın içinde çünkü bir beklentiye, bir sebebe inanmadan yaşayamaz insan. Bu sorunun cevabı , her şey apaçık ortada aslında . Mesele insan olmaksa pekâlâ hepimiz olduk ama mesele burada bitmez. Ben de karar verdim : Bu Sefer hepimize bir şeyi göstermek istiyorum.

İnsan olmak değil, asıl mesele iyi insan olabilmektedir yani yaşamın onca kargaşası ve gri şehrin devasa gürültüsü içinde sade güler yüzlü bahtiyar bir insan olabilmektedir. İnsan üzerinde sadece yetenekleri yazan boş bir plaka gibi gelir dünyaya. İyilik de bir seçimdir kötülük de. örneğin  bir olaya vereceğimiz tepkiler. Mesela toplumun kabul etmeyeceği çirkinlikte bir suç düşünün; buna vereceğimiz tepkiyi de yaşanmışlıklarımıza göre veririz.  İnsan kalbinde adalet ve sevgi  gibi vazgeçilmez değerler bulunur, bunlardan biri eksilirse yaşamak zor olur yani insan olmak güçleşir.

İnanmak var olmaktır, inandığımız şeyler için yaşayalım; duygularımızla, sevmek ve anlamakla. Biz yaşadıkça insan oluruz. Yaşayamazsak insan olmayı zorlaştırırız. Peki derseniz ki: ‘yaşayamamak nedir?’ Ders bile çıkartamadığın onlarca hatan, kalbinden, senden kopup giden umutlardır. Yani yaşayamamak  bu makalenin başında bahsettiğim “etiyle kemiğiyle canlı bir insan olabilmek” ancak bu şekilde zorlaşır insana. Ve bu yazımın son cümlelerinde size kalbimden geçen bazı satırları yazmak istiyorum: siyah bir yer düşünün, simsiyah bir yer içinde ufacık da olsa o beyaz ışık kendini belli edecektir. Bu ne demektir?  Her şey çok kötü, karanlık ilerlese bile azıcık da olsa o umut hep vardır ve umut her daim insanladır.

Yazar: Sinem Demirer

Blog hesabım için İnstagram adresi: @graphomaniablog


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  İSTEYEREK DEĞİL İNANARAK BAŞARIRSIN        İnsana yol gösteren, umut veren düşsel güç şüphesiz yaşanmışlıklardan filizlenen fikirlerdir. Bundan dolayı her ne kadar kişisel gelişim kitapları insanlara bu konuda cazip gelse de hepsinin bahsettiği yegâne konu aslında aynı. “İnsanlar, ‘istersen başarırsın’ kalıbını duymak istiyor” mantığına saptanmak büyük bir sorumsuzluktur. Biraz da gerçeklerden söz edilmeli, Basmakalıp cümlelerden ise gerçekten okuyucunun ruhunun nasıl güç bulacağı göz önünde bulundurulmalı. Benim inancıma göre asıl kişisel gelişim hayattan yani kilometre taşlarımızdan yapılan alıntılardır. İşte sırf bu yüzden uzun süreli sessizliğimi bozuyor ve her zaman yaptığım gibi, yine bana göre yanlış olanı burada gözler önüne seriyorum.       Başarmanın yarısı istemek değildir. Başarmanın birazı inanmak, birazı da azim ve uğraşmaktır. İstemek ve inanmak arasında, ikisini birbirinden ayıran derin bir başarı okyanusu...
                                                        HARABEYE DÖNEN BİR EĞİTİM SİSTEMİ Eğitime Dair II Yeri geldiğinde,   “Bu sıralarda geleceğin müzisyenleri, yazarları, sporcuları, mühendisleri oturuyor.” diye nutuk atmak en kolayı olsa da gerçekten kimin neye ilgisi olduğunun bu ülkede bir önemi olmadığının farkındayız. Koca bir robot ordusu yetiştirmeyi hedefleyip görüş ve isteklerimizi eğitim sistemimizin inisiyatifine, iki sınav sonucuna bıraktığınızı görmek çok da zor olmasa gerek. Bu devasa ihmaller zincirinden oluşan eğitim demagojinizin tetiklediği sorunlardan biri de işsizlik.           Birçok gencin, umut ışığımızın, eğitim sisteminin dayattığı fikirlerin esiri olarak harcanması kabul edilemez ve de yok sayılamaz. Ayrıca öğrencilerin mesleklerini iki sınava bağlayarak sınav sonucuna gör...
    EĞİTİME DAİR                                                                                                    Bir ülkenin refah ve gelişmişlik düzeyine bakarak rahatlıkla eğitim düzeyini yahut da o ülkede eğitime ne kadar önem verildiğini anlayabiliriz. Eğitim, kitaplar ve bilgi geleceğe tutulan bir meşaledir. Eğitimsiz, bilgisiz kalmış ve okumayı marifet olarak gören bir toplumdan önünü görebilmesini, geleceğini çizmesini beklemek saçmalıktan başka hiçbir şey değildir. Yalnız bu, “her sokak başına kütüphane dikilmelidir” anlamına gelmez. O ülkedeki okuma ve öğrenme isteği kütüphane sayılarına göre değil kütüphanelerin doluluk seviyesine göre değişir. Geçen yıl verilerine göre ülkemizde kitap okuma oranı %41.9 iken televizy...