Ana içeriğe atla

 


GELECEK KAYGISI                                                                                       

   Kaygı;  kelime anlamı kötü sonuç doğacak diye duyulan üzüntü ve tasadır. Eğitim hayatım başladığı günden bu güne dek içimdeki şu gelecek kaygısıyla ben; çevreden gelen baskıları susturmayı değil, içimdeki kaybolmuşluğu günyüzüne çıkartmayı öğrendim. Kaygıları olan bir insan başka ne yapabilirdi ki? İnsanlar önce yetenek ve isteklerine göre değil, dayatılan olgulara göre yaşamaya çalışır ve bunu yapmayı bıraktığı zaman biraz olsun gelecek kaygısı omzundan atılmış bir yük gibi gelir. Fakat önceleri var olan bu gelecek kaygısı, halının altına itilen bir toz misali kaybolmaz sadece artık göz önünde değildir o kadar.

   Bizi biz yapan bu duyguları, peşinden koşarak, çabalayarak değil, her ne zaman istersek içimizde, kalbimizde oluşturabiliriz. Sırf bu yüzdendir ki insan ne vakit başarısız olacağını düşünse kaygılanır. İşte bu nedenle bu iç tahlil yazısını yazıyorum. Başarısız olacağını düşünerek insan tüm umutlarını ve geleceğini avuçlarında eritir.

   Başarısız olduğumda içimdeki bu ilhama, içimdeki bu umuda, hayat dolu, yaşamak dolu kıza sarıldığımda anladım; başarısız olmaktan ziyade başarısızlıklarından ders çıkartamamaktan korkmalı insan. Hata yaparak küçülmeyiz ama hatalarımızdan ders çıkartmaya çabalarsak büyüyebiliriz. Yani anladım ki, insan başarısızlığın güdümlediği gelecek kaygısına sahip olmanın ve onu gözünde büyütmenin aksine yanlış yapmaktan korkmadan, kendine olan inancına sarılarak yürümeliymiş bu hayatta.



Yazar: Sinem Demirer

Blog hesabım için İnstagram adresi: @graphomaniablog


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  İSTEYEREK DEĞİL İNANARAK BAŞARIRSIN        İnsana yol gösteren, umut veren düşsel güç şüphesiz yaşanmışlıklardan filizlenen fikirlerdir. Bundan dolayı her ne kadar kişisel gelişim kitapları insanlara bu konuda cazip gelse de hepsinin bahsettiği yegâne konu aslında aynı. “İnsanlar, ‘istersen başarırsın’ kalıbını duymak istiyor” mantığına saptanmak büyük bir sorumsuzluktur. Biraz da gerçeklerden söz edilmeli, Basmakalıp cümlelerden ise gerçekten okuyucunun ruhunun nasıl güç bulacağı göz önünde bulundurulmalı. Benim inancıma göre asıl kişisel gelişim hayattan yani kilometre taşlarımızdan yapılan alıntılardır. İşte sırf bu yüzden uzun süreli sessizliğimi bozuyor ve her zaman yaptığım gibi, yine bana göre yanlış olanı burada gözler önüne seriyorum.       Başarmanın yarısı istemek değildir. Başarmanın birazı inanmak, birazı da azim ve uğraşmaktır. İstemek ve inanmak arasında, ikisini birbirinden ayıran derin bir başarı okyanusu...
                                                        HARABEYE DÖNEN BİR EĞİTİM SİSTEMİ Eğitime Dair II Yeri geldiğinde,   “Bu sıralarda geleceğin müzisyenleri, yazarları, sporcuları, mühendisleri oturuyor.” diye nutuk atmak en kolayı olsa da gerçekten kimin neye ilgisi olduğunun bu ülkede bir önemi olmadığının farkındayız. Koca bir robot ordusu yetiştirmeyi hedefleyip görüş ve isteklerimizi eğitim sistemimizin inisiyatifine, iki sınav sonucuna bıraktığınızı görmek çok da zor olmasa gerek. Bu devasa ihmaller zincirinden oluşan eğitim demagojinizin tetiklediği sorunlardan biri de işsizlik.           Birçok gencin, umut ışığımızın, eğitim sisteminin dayattığı fikirlerin esiri olarak harcanması kabul edilemez ve de yok sayılamaz. Ayrıca öğrencilerin mesleklerini iki sınava bağlayarak sınav sonucuna gör...
    EĞİTİME DAİR                                                                                                    Bir ülkenin refah ve gelişmişlik düzeyine bakarak rahatlıkla eğitim düzeyini yahut da o ülkede eğitime ne kadar önem verildiğini anlayabiliriz. Eğitim, kitaplar ve bilgi geleceğe tutulan bir meşaledir. Eğitimsiz, bilgisiz kalmış ve okumayı marifet olarak gören bir toplumdan önünü görebilmesini, geleceğini çizmesini beklemek saçmalıktan başka hiçbir şey değildir. Yalnız bu, “her sokak başına kütüphane dikilmelidir” anlamına gelmez. O ülkedeki okuma ve öğrenme isteği kütüphane sayılarına göre değil kütüphanelerin doluluk seviyesine göre değişir. Geçen yıl verilerine göre ülkemizde kitap okuma oranı %41.9 iken televizy...