Kaygı; kelime anlamı kötü sonuç doğacak diye duyulan
üzüntü ve tasadır. Eğitim hayatım başladığı günden bu güne dek içimdeki şu
gelecek kaygısıyla ben; çevreden gelen baskıları susturmayı değil, içimdeki
kaybolmuşluğu günyüzüne çıkartmayı öğrendim. Kaygıları olan bir insan başka ne
yapabilirdi ki? İnsanlar önce yetenek ve isteklerine göre değil, dayatılan olgulara
göre yaşamaya çalışır ve bunu yapmayı bıraktığı zaman biraz olsun gelecek
kaygısı omzundan atılmış bir yük gibi gelir. Fakat önceleri var olan bu gelecek
kaygısı, halının altına itilen bir toz misali kaybolmaz sadece artık göz önünde
değildir o kadar.
Bizi biz yapan bu duyguları, peşinden
koşarak, çabalayarak değil, her ne zaman istersek içimizde, kalbimizde
oluşturabiliriz. Sırf bu yüzdendir ki insan ne vakit başarısız olacağını
düşünse kaygılanır. İşte bu nedenle bu iç tahlil yazısını yazıyorum. Başarısız
olacağını düşünerek insan tüm umutlarını ve geleceğini avuçlarında eritir.
Başarısız olduğumda içimdeki bu ilhama,
içimdeki bu umuda, hayat dolu, yaşamak dolu kıza sarıldığımda anladım; başarısız
olmaktan ziyade başarısızlıklarından ders çıkartamamaktan korkmalı insan. Hata
yaparak küçülmeyiz ama hatalarımızdan ders çıkartmaya çabalarsak büyüyebiliriz.
Yani anladım ki, insan başarısızlığın güdümlediği gelecek kaygısına sahip olmanın
ve onu gözünde büyütmenin aksine yanlış yapmaktan korkmadan, kendine olan
inancına sarılarak yürümeliymiş bu hayatta.
Yazar: Sinem Demirer
Blog hesabım için
İnstagram adresi: @graphomaniablog

Yorumlar
Yorum Gönder