Ana içeriğe atla



HAKSIZLIĞA SESSİZ KALAN BİR TOPLUM

      Kalbimde hâlâ kapatamadığım, tam da unutulmaya yüz tutmuşken yeniden hatırlatmak istediğim ve hakkında yazmazsam vicdanımı rahat bırakmayacak davalar var. Tam da cinayetlerin, şiddetin ve cehaletin had safhaya çıktığı şu zamanlarda; insanların ekonomik sıkıntılardan dolayı ülke gündemindeki başka hiçbir şeyi tam olarak önemseyebildiğini sanmıyorum. Özellikle de halkın kaybettiği adalet inancını göz önünde bulundurursak, birbirine zarar vermenin, tehdidin, cinayetlerin ve şiddetin toplumun her hücresine ağır ağır işlemiş olan bir zehir olduğunu gözlemlemek kaçınılmaz olmuş durumda. Artık; kan, cinayet ve şiddet toplu taşıma araçlarında, işlek caddelerde, belki yakındaki bir evin içinde ve göz önündeki diğer her yerde. Çünkü susmak ve şiddet, kalbe işleyen bulaşıcı bir zehirdir.

      İnsanların bu tepkisizliğini, umursamazlığını; yaklaşık iki yıl önce sokak ortasında eşinden şiddet gören bir kadını kurtarmaya çalıştığı için hapse atılan Kadir Şeker davasına bağlıyorum. Çünkü biliyorum ki, adaletin varlığına dair kaybettiğimiz bu inancımızı henüz geri kazanabilmiş değiliz. Bu hazin olayın üzerinden yaklaşık iki yıl geçmiş olmasına rağmen toplumda bu olayın bıraktığı etkilerin varlığı hala sürüyor. Toplu taşıma aracında bıçak çekilen, herkesin gözü önünde şiddete uğrayan, canice katledilen kadınlar karşısında; sessizliğini, sakinliğini koruyan bir çevre halkı...  Bu, insanlığını ve vicdanını; acımasızlığına, şuursuzluğuna gömmüş olan bir toplumdan başka nedir? Kadir, geleceğini, biz ise adaletin düzeleceğine dair umudumuzu yitirdik. Keşke bunun anlamını biraz olsun hissedebilseydiniz.

      Ben yazılarımı, toplumun bencil ve sorumsuz kesiminin canını yaksın diye yazıyorum. Belki anlattıklarım koca bir sistemi değiştirmeye yetmez, suçsuz yere on iki yıl hapis cezasına çarptırılan bir genci kurtarmaya elvermez ama birilerinin vicdan ve adalet duygusunu kabartabiliyorsa, bu yazı amacına ulaşmış demektir. Kadir şeker davası için, elmalı davasının serbest kalan failleri için, tutuklanmayan her katil için, dışarıda gezen her tecavüzcü, şiddet yanlısı içindir ki maalesef bu adalet sistemini affedemiyorum. Bu olanları kabullenemeyişimden, affedemeyişimden sebep, ne yaşıma bakar ne başıma bakarım bana göre yanlış olanı söylemekten vazgeçemem.

Yazar: Sinem Demirer

Blog yazılarım ve daha fazlası için;    İnstagram: @graphomaniablog


Yorumlar

  1. Eline,yüreğine sağlık.Hayatın boyunca da yanlış gördüklerini dile getirmekten çekinmeyeceğine eminim. -G

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tebrik ederim. Basarıların devamını dilerim

      Sil
  2. Çok güzel bir konuya deginmissin tebrik ederim 👍👍👍👍👍👍👍👍

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

  İSTEYEREK DEĞİL İNANARAK BAŞARIRSIN        İnsana yol gösteren, umut veren düşsel güç şüphesiz yaşanmışlıklardan filizlenen fikirlerdir. Bundan dolayı her ne kadar kişisel gelişim kitapları insanlara bu konuda cazip gelse de hepsinin bahsettiği yegâne konu aslında aynı. “İnsanlar, ‘istersen başarırsın’ kalıbını duymak istiyor” mantığına saptanmak büyük bir sorumsuzluktur. Biraz da gerçeklerden söz edilmeli, Basmakalıp cümlelerden ise gerçekten okuyucunun ruhunun nasıl güç bulacağı göz önünde bulundurulmalı. Benim inancıma göre asıl kişisel gelişim hayattan yani kilometre taşlarımızdan yapılan alıntılardır. İşte sırf bu yüzden uzun süreli sessizliğimi bozuyor ve her zaman yaptığım gibi, yine bana göre yanlış olanı burada gözler önüne seriyorum.       Başarmanın yarısı istemek değildir. Başarmanın birazı inanmak, birazı da azim ve uğraşmaktır. İstemek ve inanmak arasında, ikisini birbirinden ayıran derin bir başarı okyanusu...
                                                        HARABEYE DÖNEN BİR EĞİTİM SİSTEMİ Eğitime Dair II Yeri geldiğinde,   “Bu sıralarda geleceğin müzisyenleri, yazarları, sporcuları, mühendisleri oturuyor.” diye nutuk atmak en kolayı olsa da gerçekten kimin neye ilgisi olduğunun bu ülkede bir önemi olmadığının farkındayız. Koca bir robot ordusu yetiştirmeyi hedefleyip görüş ve isteklerimizi eğitim sistemimizin inisiyatifine, iki sınav sonucuna bıraktığınızı görmek çok da zor olmasa gerek. Bu devasa ihmaller zincirinden oluşan eğitim demagojinizin tetiklediği sorunlardan biri de işsizlik.           Birçok gencin, umut ışığımızın, eğitim sisteminin dayattığı fikirlerin esiri olarak harcanması kabul edilemez ve de yok sayılamaz. Ayrıca öğrencilerin mesleklerini iki sınava bağlayarak sınav sonucuna gör...
    EĞİTİME DAİR                                                                                                    Bir ülkenin refah ve gelişmişlik düzeyine bakarak rahatlıkla eğitim düzeyini yahut da o ülkede eğitime ne kadar önem verildiğini anlayabiliriz. Eğitim, kitaplar ve bilgi geleceğe tutulan bir meşaledir. Eğitimsiz, bilgisiz kalmış ve okumayı marifet olarak gören bir toplumdan önünü görebilmesini, geleceğini çizmesini beklemek saçmalıktan başka hiçbir şey değildir. Yalnız bu, “her sokak başına kütüphane dikilmelidir” anlamına gelmez. O ülkedeki okuma ve öğrenme isteği kütüphane sayılarına göre değil kütüphanelerin doluluk seviyesine göre değişir. Geçen yıl verilerine göre ülkemizde kitap okuma oranı %41.9 iken televizy...