Ana içeriğe atla

 


DOĞANIN DÜŞMANI İNSAN

Ben her yazı yazışımda, televizyonlarda izlediğimiz, gazetelerden okuduğumuz o viran ve hüzünlü hayatları anlamak, anlayamasam bile hissetmek istemiştim. Çünkü bu benim için oldukça elzemli bir konudur. Sorunlarımız ile ancak bahsedilerek başa çıkılırmış gibime geliyor. Bu sebep doğrultusunda da ne yazmayı bir gün bırakacağım ne de yanlışa ses çıkartmayı ve mağduru savunmayı ama bugün ise hepinizin düşündüğünün aksine ne mağdur insanlardan ne de yıkık bir hayattan söz edeceğim. Ben bugün her saniye elbirliği ile mahvetmeye devam ettiğimiz ağaçlarımız, havamız, denizlerimiz kısacası gitgide zehirlenen doğal kaynaklarımız için yazıyorum bu yazıyı.

Doğanın dünya üzerinde bizim için var olduğunu unutup bilinçsiz biçimde ona zarar vermekteyiz. Küresel ısınmanın sonuçlarından biri olan göl kurumalarının ve su kıtlığının artışı da doğaya verdiğimiz zararların bize bir geri dönüşüdür. Yaşamımızın ve dünyada var oluşumuzun temel yapı taşlarından olan doğaya, düşmanımızmış gibi eziyet etmekteyiz. Çok yakın süre zarfında bize karşı bir başkaldırı gösteren Marmara denizinin çevresinde yaklaşık yirmi beş milyon insan yaşıyor ve kaçımızın saygı duyduğu apaçık ortada. Yalnız Marmara denizi değil üç buçuk tarafı denizlerle çevrili olan bu yarımada ülkesinin paha biçilemeyecek kadar değerli olduğunu da vurgulamak istiyorum. Denizlerimize ve diğer su kaynaklarımıza sahip çıkmak ise yine bize kalıyor. Yaklaşan sıcak günler ise yeni yangınların habercisi, bir ağacın kesilmesi bile ekosistemi inanılmaz derecede etkilerken orman yangınları gibi geniş çaplı hasarların kaç canlının canına mahal olduğunu az çok tahmin edersiniz diye düşünüyorum. Ne yazık ki hepimiz kanıksadık artık bu durumu.

Deniz kirlilikleri, orman yangınlarının, su kaynaklarımızın azalması durumlarını ardından alışılagelmiş felaketlerden bir diğeri de kontrolsüz atıklarımız. Fabrika atıkları, evsel atıklar ve daha niceleri. Dünyamızı koca bir çöp kutusu gibi kullanıyor olduğumuz gerçeği ile yüzleşelim istiyorum. Doğa insanın düşmanı değildir; her türlü doğal kaynağın da canlı olduğunu ve bu dünyada bizim için var olduğunu unutmayarak yaşamalıyız.

---------------------------------------------------------------------------------------

Yazar: Sinem Demirer

Blog yazılarım ve daha fazlası için;    İnstagram: @graphomaniablog

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

  İSTEYEREK DEĞİL İNANARAK BAŞARIRSIN        İnsana yol gösteren, umut veren düşsel güç şüphesiz yaşanmışlıklardan filizlenen fikirlerdir. Bundan dolayı her ne kadar kişisel gelişim kitapları insanlara bu konuda cazip gelse de hepsinin bahsettiği yegâne konu aslında aynı. “İnsanlar, ‘istersen başarırsın’ kalıbını duymak istiyor” mantığına saptanmak büyük bir sorumsuzluktur. Biraz da gerçeklerden söz edilmeli, Basmakalıp cümlelerden ise gerçekten okuyucunun ruhunun nasıl güç bulacağı göz önünde bulundurulmalı. Benim inancıma göre asıl kişisel gelişim hayattan yani kilometre taşlarımızdan yapılan alıntılardır. İşte sırf bu yüzden uzun süreli sessizliğimi bozuyor ve her zaman yaptığım gibi, yine bana göre yanlış olanı burada gözler önüne seriyorum.       Başarmanın yarısı istemek değildir. Başarmanın birazı inanmak, birazı da azim ve uğraşmaktır. İstemek ve inanmak arasında, ikisini birbirinden ayıran derin bir başarı okyanusu...
                                                        HARABEYE DÖNEN BİR EĞİTİM SİSTEMİ Eğitime Dair II Yeri geldiğinde,   “Bu sıralarda geleceğin müzisyenleri, yazarları, sporcuları, mühendisleri oturuyor.” diye nutuk atmak en kolayı olsa da gerçekten kimin neye ilgisi olduğunun bu ülkede bir önemi olmadığının farkındayız. Koca bir robot ordusu yetiştirmeyi hedefleyip görüş ve isteklerimizi eğitim sistemimizin inisiyatifine, iki sınav sonucuna bıraktığınızı görmek çok da zor olmasa gerek. Bu devasa ihmaller zincirinden oluşan eğitim demagojinizin tetiklediği sorunlardan biri de işsizlik.           Birçok gencin, umut ışığımızın, eğitim sisteminin dayattığı fikirlerin esiri olarak harcanması kabul edilemez ve de yok sayılamaz. Ayrıca öğrencilerin mesleklerini iki sınava bağlayarak sınav sonucuna gör...
    EĞİTİME DAİR                                                                                                    Bir ülkenin refah ve gelişmişlik düzeyine bakarak rahatlıkla eğitim düzeyini yahut da o ülkede eğitime ne kadar önem verildiğini anlayabiliriz. Eğitim, kitaplar ve bilgi geleceğe tutulan bir meşaledir. Eğitimsiz, bilgisiz kalmış ve okumayı marifet olarak gören bir toplumdan önünü görebilmesini, geleceğini çizmesini beklemek saçmalıktan başka hiçbir şey değildir. Yalnız bu, “her sokak başına kütüphane dikilmelidir” anlamına gelmez. O ülkedeki okuma ve öğrenme isteği kütüphane sayılarına göre değil kütüphanelerin doluluk seviyesine göre değişir. Geçen yıl verilerine göre ülkemizde kitap okuma oranı %41.9 iken televizy...